İlim Birimi, Ramazan Sezonu Faaliyetleri Kapsamında Şeyh İbrahim Hassan’ı Ağırladı

Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet yürüten İlim Birimi, teravih namazı sonrası Genel Sekreter Dr. Müsenna Ed-Dari’nin ofisinde verilen konferans, seminer, şeri dersleri kapsayan 2. Ramazan Sezonu Haftalık Çalışmalar kapsamında Şeyh Dr. İbrahim Hassan’ı ağırladı.

Seher vakitlerinde bağışlanma dilemenin fazileti ve Ramazan ayının Allah’a yakınlaşmak için fırsat olduğu hakkında seminer veren Şeyh İbrahim Hassan, bu ibadetin büyük bir mükafatı olduğuna değindi.

Şeyh İbrahim Hassan seminerine, bağışlanma dilemenin faziletine ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlere verilecek mükâfatlara değinen bazı ayet ve hadislerle giriş yaptı. Bu ibadetin takva ehlinin özelliklerinden bir özellik olduğuna dikkat çeken Şeyh İbrahim, bu ibadetin özel olarak oruç ve Ramazan ayı ile genel olarak takva ile bağlantılı olduğuna vurgu yaptı.

Seminerde asla hevasından konuşmayan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sahih bir hadisinde buyurduğu “Sahura kalkın, sahurda bereket vardır” sözüne değinildikten sonra Şeyh İbrahim, söz konusu olan vakitlerin takva ve takva ehli ile ilişkisi olduğuna vurgu yaptıktan sonra oruç, Ramazan ve takvanın kendisinde cem olduğunu belirtti. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ümmetin nesillerini ve salihlerini terbiye eden yüce Kuran’ın terbiyesi ışığında insanın gücü oranında güzeli çıkartmasına doğrudan sebeptir bu. Tıpkı Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sahabeden yeryüzünün yürüyen Kuran’ı ilk kuşağı terbiye ettiği gibi.”

Allah (azze ve celle)’nin muttaki müminlerin özelliklerini zikrettiği “(Onlar ibadet etmek için, ancak) gecenin az bir kısmında uyurlar, seherlerde (dua edip) istiğfâr ederlerdi.” ayetine dikkat çeken Şeyh İbrahim, bu ayette seher vaktinde bağışlanma dilemeye devam etmeye delalet olduğunu açıkladı. “seherlerde (dua edip) istiğfâr ederlerdi” ayetinde aynı şeyin söz konusu olduğuna vurgu yaparak şunları ifade etti: “Yani onların, seher vaktinde istiğfar ile bağlantıları tamdır. Onlar, amellerini istiğfar ile sonlandırıyorlar. Bundan maksat, bağışlanma dilemek, Allah’a ve rızasına yakınlaşmaktır.”

Seher vaktini diğer vakitlerden ayrıcalıklı kılan özelliklere de değinen Şeyh İbrahim, peygamber efendimizin “Allah Teala her gece gecenin son üçte biri girdiği zaman dünya göğüne iner ve şöyle der: İsteyen var mı istediği verilsin, istiğfar eden var mı bağışlansın, esir olan var mı bağı çözülsün.” sahih hadisini hatırlattı. Bu vakitte bulunan berekete dikkati çekerek bir Müslümanın böyle bir fırsatı kaçırmaması gerektiğini vurguladı. Bu vakitlerde insanın doğası gereği uykuyu isteyeceğini belirten Şeyh İbrahim, ibadeti seven, Allah’a yakınlaşmak için hırslı olan kimselerin bu vakitleri değerlendireceğini ifade etti.

Seminerde dikkat çekilen bu vaktin diğer özelliklerinin ise şunlar olduğu Şeyh İbrahim tarafından açıklandı: “Bu vakte melekler şahitlik eder. Bu nedenle bu vakit, şahit olunan manasında meşhud vakit, mümin insanların istiğfar, dua ve secde gibi Allah’a yakınlaşma sebeplerine başladığı için tecelli vakti olarak isimlendirilmiştir.” Daha sonra Nebi  (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ibadetlerinden ve bu ümmetin selefinin davranışlarından örnekler veren Şeyh İbrahim, “Hatta bizim selefimizden rivayet edilir, bazıları yatsı namazından sonra secde gider seher vakti bitene kadar secdeden kalkmazdı.” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda Allah (azze ve celle)’nin “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.” ayetini zikretti.

Şeyh İbrahim Hassan seminerini, Allah’a yakınlaşmada kalbi ve ruhu terbiye etmek için Müslümanların bu vakitleri değerlendirmeye daha çok ihtiyaç duyduğu tavsiyesiyle bitirerek şu hadisi kutsiyi zikretti: “Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet yürüten İlim Birimi’nin organize ettiği derse bazı ilim talebeleri ve Iraklı şahsiyetler katıldı. Ders, insanın kendisine çeki düzen vermesine, ahlakını düzeltmesine, imani ve ahlaki yönlerini geliştirmesine dair bazı tavsiye ve yönlendirmelerle son buldu.

 

HEYET Net

Loading

Related posts